NEME LAZIM


Bu coğrafyanın insanının planları son çeyrek yüz yılda ne yazık ki günü kurtarmak üzerine kuruludur. Son dönemdekilerin ise, bir iş yaparken nasıl olursa olsun “an”ı atlatmak ve evine gidip televizyonun başına kurulmaktır esas amacı. Muhtemelen TV izleme işini de hakkıyla yapamayacak, başladığı programı bitiremeyip ağzı açık bir biçimde uyuyakalacaktır.

Günü idare eder bugünün toplumu, “sorumluluk üzerimden kalksın da nasıl olursa olsun”dur  zihniyeti. “Kör topal da olsa işi nihayete erdireyim, yeter ki başıma bir makara sarılmasın, beni uğraştırmasın, maaşımı gram eksiltmesin, evde rahatça ayaklarımı uzatıp televizyon izleyebileyim”den oluşur hayat ideali.

Mesela bu ülkede “Kasımpaşa'nın 2-1 üstünlüğüyle devam eden maçta, bir taraftar sahaya girerek, Beşiktaş'ın Portekizli futbolcusu Manuel Fernandes'e tekme attı.” gibi bir haber okuyabilirsiniz.

İSVİÇRELİ BİLİM DELİLERİ

Mutlu edin bir yetimi, iyi gelecektir, en çok da size...


hep
elleri cebinde yürürdü
düşüktü omuzları
hep
akşam ezanına yirmi kala duyardı
ağlaşan yarasaları

hep
ağlardı geçerken
bir ilkokul bahçesinden
belki  soğan doğrarken
yok yok, ağlamazdı soğan doğrarken
isviçreli bilim delileri icat etmiş,
“ağlatmayan soğan geldi” yazılı kağıdı
asmıştı cama manav kurban dayı

hep
sinsi bir yağmur başlar
ahmaklaştırırdı şemsiyesizleri
belki bir de evsizleri
yok yok, evsizler yok
kapat çabuk gözleri
söyle bir macchiato
boş vermeli
onlar mı: “diğerleri”

güzel bir şey varsa
şu dünyada
mutlu etmektir o
yetimleri
belki bir gözyaşı damlar
yok yok,
ah, artık o da yok
hep suçlu şu isviçreli
bilim delileri

yskiyak